All posts filed under: Sinema

Sex and the city 2 and We love open air!

Hiçbir diziyi Sex And the City kadar sevmedim. Her bölümünü ezbere bilip, televizyonda gördüğümde bölümün sonunu bildiğim halde hiç sıkılmadan ilk defa izliyormuş gibi zevk alıyorum. Bu yüzden dört gözle beklediğim bir filmdi SATC 2. En yakın arkadaşlarımla ben 4 kişi olarak, hiçbirimiz SATC kahramanlarına benzemesekte, ayrı bir dizi çekebilir ve eminim o kadar komik olabilirdik :)) Hepimiz onları çok seviyoruz ve filmi birlikte izlemek için can atıyorduk. (Bu yazı galiba uzun olacak:)) Herşeyin kusursuz olmasını istediğim için, filmi en keyifli şekilde izlemek istiyordum. Bu yüzden Wings Cinecity Trio açık hava sinemasını tercih ettim (We love open air 😀) ve önceden rezervasyonumuzu yaptırdım. Açık hava sinemasının keyfi her zaman ayrıdır, birde 4 kız, SATC ekranda olunca apayrı bir keyif oldu bizim için… Gevezeliği bırakıp filme gelirsem, yine beni en çok güldüren Samantha, en hayran olduğum ise Carrie oldu. Filme gitmeden önce birsürü olumsuz yorum duymuştum, yine de beğenmeme olasılığı yoktu kafamda. Ki, öyle de oldu. Film gayet güzel ve komikti. Fakat dizideki gibi fazla ilişkilere yoğunlaşmamışlar, daha çok macera ve komedi filmi tadında olmuş. Yani, …

New Moon

Dün Twiligt Saga: New Moon‘a gidebildim! Gidebildim diyorum çünkü bütüün matinalar doluyken, 00:20 seansına zar zor bilet bulabildik. Herkes çok heyecanlıydı, bizde tabii… Fakat bana sorarsanız ilk filmi kadar güzel değildi. Tamam, makyajını, efektleri geliştirmişler ama, senaryoyu iyi kullanamamışlar bence. Hatta ilk yarının sonlarına doğru çok sıkıldığımı söyleyebilirim. Özellikle şu aralar çoğu kişinin hayran olduğu Jacob beni çok darladı. Tişörtünü çıkarttığında salondaki kızlardan gülme ve çığlık sesleri geldi. Tamam güzel bir vucudu var ama o saçlar nedir öyle… Ben hiç hiç hiç beğenmiyorum. Neyseki o saçlarını kısa kesebildi, bu seferde olmadı ama bence. Edward’a gelince, Twilightta biraz beğeniyordum oda karakterinden dolayı. Masum, korumacı ve güçlü bir karakteri vardı. Bu filmde sanki onu da zedelemişler gibi geldi bana. Zaten erimiş gitmiş, Jacobun bütün film boyunca çıplak olduğunu düşünürsek, onu gördükten sonra Edwardın zayıf vucudunu görmek çok akıllıca bir fikir olmamış bence… Bir kere eğer illaki yakışıklı biri arıyorsanız, Emmentt Cullen açık ara favorim. New Moonda çok göremediğime üzülmedim desem yalan olur. Unutmadan, Dakota Fanning’in filmde rol alacağını daha önce okumuştum. Ben yakıştırdım filme, umarım 3.sünde de …

Coco Avant Chanel

Bugünü evde dinlenerek geçirmeyi taa hafta başından kafama koymuştum. Evde yapmaktan en çok keyif aldığım şeyse film izlemek. Birde ilgi alanımla ilgili, merakla beklediğim bir film olunca izlediğim, değmeyin keyfime! Resimdende anladığınız gibi izlediğim film Coco Avant Chaneldi. Filmi herkesin heyecanla beklediğini biliyorum. O yüzden fazla birşey söylemeyeceğim merak etmeyin 🙂 Sadece Gabrielle’in, yani takma adıyla Coco’nun, kadınların en feminen giyindikleri ve gösterişin zenginliği temsil ettiği bir dönemde, erkeksi ve sıradan tarzıyla bir devrim yarattığını söylemek istiyorum. O dönemde insanlar ne kadar varlıklı olduklarını tüm takılarını üstlerine takarak gösteriyorlarmış. Böyle bir dönemde, şapka tasarımıyla başlayıp oldukça sade bebe yaka elbiseleri beğendirmek hiçte kolay birşey değil. Gerçekten beni en çok etkileyen o dönemin modasına kapılmayıp tam tersini, çok daha farklısını kabullendirebilmesi oldu. Eminim filmi izlediğinizde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız, belki de siz çoktan Coco Chanel’in hayatını okumuşsunuzdur bile. 🙂 Sonuç olarak, bu filmi kaçırmayın derim. Ben sanırım birkez daha izleyeceğim!