All posts filed under: berlin

Berlin’den geriye kalanlar

Çok keyifli geçen Berlin seyehatinden geriye yaklaşık 1000 fotoğrafta çook güzel anılar kaldı. Yaz yağmuru ayrı bir keyifli oluyormuş! Hayatımda hiç görmediğim şiddette yağmuru gördüm ve o yağmurda ıslanarak yürüdüm. 🙂 Seyehatte Bliss ürünleri vazgeçilmezim! Minik şişeleriyle hayat kurtarıyor. Alışveriş çok yapmayacaktım ama fiyatların ucuzluğuna dayanamadım. H&M indiriminde bulamadığım bir çok şeyi orada buldum ve kaptım! New Yorker diye bir mağazadan palmy espadril edindim, şu an aşk yaşıyorum kendisiyle 🙂 Her sabah bu kahvaltıyı yaptık. Şimdi çok özlüyorum! Daha tatile gidemedim ama yaz şortlarım benimleydi :)) Berlin postları bu kadar! Sakladığım bir kaç adres ve tecrübe var onları çook daha güzel bir yer de paylaşmak için bekletiyorum. Azıcık sabır.

Berlin: Kurfurstendamm, Kudamm, KaDeWe

 Berlinde een sevdiğin yer neresi diye sorarsanız hiç şüphesiz Kudamm derim. Berlin’in Nişantaşısı diyebiliriz burası için. Alışveriş yapmak gerçekten çok keyifli. Tertemiz ve düzgün sokaklar, en güzel markalar ve birbirinden güzel cafeler… Daha ne istenir ki? 🙂  Üstelik Urban Outfitters var! Benim vakit geçirmeyi en sevdiğim markadır kendisi. New Yorkta yaşarken sık sık giderdim, hem harika kıyafetler hem de çok orjinal ürünler var.  Benim için een güzeli uzun zamandır istediğim wedge sneakers yani topuklu sneakersı Urban Outfitters’da bulabilmem oldu. Bu aşk tabii ki Isabel Marant sneakers ile başladı, ondan sonra Urban Outfittersdakiler enn beğendiğim oldu ve hemen kaptım 🙂 Boyunuz uzun sayılmaz ise ve günlük hayatınızda topuklu tercih etmiyorsanız boy uzatmak için mükemmel bir yöntem. Ayrıca çok güzel, bu kadar yazı seven biri olarak havaların bozmasını bekliyorum sadece giymek için 🙂 Bildiğim kadarıyla Topshopta benzerleri var, beğeniyorsanız bir bakın! Alışverişte en büyük sıkıntıyı bize Euro yaşattı. Onun minik rakamlarına hemen kanıyorsunuz, 2’yle çarpmak bile aslında artık yetmiyor. En çok buna dikkat edin derim. Biraz alışveriş sonrası Paris’e hiç gitmesem bile oradaki cafeleri gitmiş kadar bildiğim …

Berlin: Postdamer Platz, Legoland, Brandenburg Tor, Yahudi Anıtı

3. günümüzü yine sizin önerilerinizden biri olan Postsdamer Platz’da geçirdik. Burası sanıyorum şehrin een modern yerlerinden biri. En çok dikkatimizi çeken şey çevresindeki pembe borular oldu. İnşaat için gerekli olan bu boruları oldukça sevimli hale getirmeyi başarmışlar! 🙂 Berlinde yaşamanın een güzel yönü bisiklet olmalı! Bisiklet yolu, bisikletler için ışıklar ve heryerde bisiklet parkı mevcut. Bu benim en en sevdiğim ve özendiğim şey oldu! Keşke bizde günlük hayatımızda bisikletleri bu kadar sık kullanabilsek… Vee Postdamer Platz’a çook yakında Sony Center, içinde ise Legoland vardı. Hadi itiraf edin, sizde bir lego canavarıydınız değil mi? 🙂 Legodan yapılanlara hayranlıkla baktık. Ne büyülü bi dünya! Postdamer Platz’ın en üst katına panoramik Berlin ziyafeti için çıkıyoruz. Buranın bir özelliği de Avrupanın en hızlı asansörünün olması. Sanırım hayatımda bu kadar çok bira içmemiştim! 🙂 Gerçekten bir başka Berlin’de… Yine ayaklarımızı hissetmeyip önümüze çıkan düzgün bir yere atıyoruz kendimizi. Bilmediğin bir şehirde gezmenin kötü yanı bu işte, yemekleri nasıl temiz mi hiçbir fikrin olmuyor restaurantlar hakkında. Biz Maredo’ya oturmuşuz, sonradan farkediyoruz ki bir çok şubesi olan bir yermiş. Yemekten de oldukça …

Berlin: Alexanderplatz.

Sizlerin tavsiyesi üzerine otelimize metroyla oldukça yakın olan Alexanderplatz’a gitmeye karar verdik. O gün saatlerce Bread and Butter fuarında yürüdüğümüz için inanılmaz yorgun ve bitkindik, tek istediğimiz keyifli bir yemek ve biraydı. Orada çook daha fazlasını bulduk! Our second day in Berlin, we decided to go to Alexanderplatz which is very close to our hotel with subway. We only needed a nice meal and some beer. In alexa, we definetally found more!  Alexa içinde çoğu markanın bulunduğu bir alışveriş merkezi. Çevresinde ise restaurantlar, cafeler, mağazalar, şarkı söyleyenler, dans edenler.. Kısacası çoğunlukla hareketli biryermiş. Berlinde ulaşım inanılmaz rahat! İstediğiniz her yere metro ve tren aktarmalı gidebiliyorsunuz. Bu konuda çok başarılı buldum. Her yeri gezip nereye oturacağımıza bir türlü karar veremedik. Ayaklarımız şişme alarmı verdiğinde bize en yakın yere Don Angelo‘ya oturduk. Çoğunluk İtalyan restaurantı olduğu için yemek konusunda hiç sıkıntı çekemedik. Italian food is love! 🙂 Tabii bira cennetine gelmişken bira içmeden olmaz. En büyük boy bizim! Yorgunluktan boynum da bükülmüş, gözlerim de düşmüş :)) Yemeğim gelince canlanmamak mümkün değil. Bir hamburger-kolik olarak çook başarılı olduğunu …