louis vuitton, Z
Comments 17

”Ben Markayım”

Hayatımın bir dönemin de (ergenlik çağı sanırım) markaya çok düşkündüm. Eminim hepinizin öyle bir dönemi geçmiştir.

Üzeri Guess veya DKNY t-shirtleri – ayakkabıları
Barbour montu
Timberland dili dışarda botları (bayılırdım!)
George Hogg püsküllü ayakkabı (özellikle kahve olan:)) Lise de yanında yeşil çizgi, altında da demiri varmı diye bakarlardı, şimdi düşününce ne kadar iğrenç geliyor.
Tommy Hilfiger kazakları – t-shirtlerine ne kadar düşkündük.. Şimdi yılda bir kere bile girmiyorumdur mağazasına. Lacoste da aynı şekilde.

Şimdilik aklıma bunlar geldi, eminim unuttuğum birsürü vardır. Herkesin böyle bir markaya merak saldığı dönem mutlaka olmuştur. Ben şuan o günlerime dönünce ne kadar salakmışım diyorum ama iyiki böyle bir dönemden geçmişim ki artık bu konuda çok daha olgunum. Etrafımda özellikle okulumda daha bunları aşmamış bir çok kişi görüyorum. Artık ben üzerinde bağıra bağıra ben markayım yazan yazılı şeylerdense, özellikle yazmayanlara bakıyorum, itici geliyor çünkü onlar (Chanel çanta hariç, ona hayır demem:)) Bence etiketinde yazması daha mantıklı, önünde bağırmasındansa. Üstelik herşeyin o kadar sahtesi yapılıyorki, A&F tshirtler-esofmanları görmekten gınaaaa geldi.

Hatta küçük butiklerden, pazardan ve Terkos gibi pasajlardan alışveriş yapmayı daha çok seviyorum, süper şeyler bulabiliyorsunuz ve başkasının üstünde görme ihtimali düşüyor. Neydi o öyle 5-6 sene önce herkesin üstünde Barbour mont, ayaklarında Timberland botlar dilleri dışarda yada şimdi hatırladım kırmızı dili dışarda Pumaya ne dersiniz ? Şuan görüpte yüzüne bakarmısınuz acaba.. O zamanlar nasıl deli gibi herkesde vardı.

Şimdiyse insanlar modayla daha ilgili ve sokak modası diye bir şey çıktı ki hepimiz bayılıyoruz. Çoğu kişinin kendine has bir tarzı var, ben her zaman böyle insanları daha çok beğenmişimdir giyim konusunda. Burberry çantayla herkes güzel bir kombin yaratabilir gibi geliyor.

Büyük markaların çok daha kaliteli olduğu ise kesinlikle tartışılmaz. Ben sadece üzerinde kocaman marka ismi yazan şeyleri sevmiyorum ama istisna tabiki olabilir.

Bu kadar yazıdan sonra asla marka giyinmiyorum gibi birşey yazmayacağım 🙂 Hatta LV’un çok beğendiğim parçalarını koyacağım. Deminki yazdıklarıma çok ters ama ben bu 4 parçayı çok beğendim. Çantayı çok önceden beri istiyordum, şal ise çok çok önceden..

Bu yazıyı şunun için yazdım; sadece marka giyinmek, hatta bunu insanların gözüne soka soka giymek bir tarz değildir, şık giyinmek değildir. Tabiki kaliteli olduğu için büyük markalardan imkanımız varsa giyineceğiz, ama ufak butik-pasaj gibi yerlere de bakmayı ihmal etmemeli. Gerçekten çok ucuza kaliteli parçalar çıkabiliyor.
Benim uzun süredir Wishlistimde duran YSL ayakkabılar mesela.. Marka olarak bahsettiğim kesinlikle böyle birşey değil, üzerinde kocaman gereksiz büyük markaların damgalarından bahsediyorum. Birkaç tane hoş da, bazıları gerçekten abartı ve gereksiz olabiliyor.

P.S: Bugünki yazım biraz fazla oldu, bu konuda ayrıca Gazeversite sitesine yazmayı planlıyordum ama buraya yazdım sanırım 🙂
Çok uzatmadan, bu 4 parçaya bayılıyorum, benimm oluuuuuuuun!

Bu konuda sizinde fikirlerinizi merak ediyorum

Reklamlar

17 Comments

  1. o bilekliğe benim de ne kadar bayıldığımı bloguma bakarsan anlarsın 🙂ama galiba bende de marka takıntısı var ama şöyle mesela SÜPER!'e bakarken “aman tanrım ne kadar tatlı bi ayakkabı” dediğim şey Adil Işık ya da Polaris'den çıkarsa hayal kırıklığına uğrarım ama “ayyy bu da ne … ne? LV'mi çok talıymış canım…” dediğim de olmuyo değil ama o A&F baskılı tişörtlerden bana da gına geldi …

    Beğen

  2. Biliyorum canım sende beğendim ben zaten 🙂O herkesde vardır, kaliteden dolayı oluyor. Benim bahsettiğim çok farklı birşeydi.

    Beğen

  3. Merka takıntısı özellikle ergenlik çağında başlayan ve yine aynı dönemde tavan yapan bir şey. Daha sonra stil sahibi olmak giyidğini kendine yakıştırmak hatta hatta son dönemde olduğu gibi DIY ile kendinden bir şeyler katmak gibi şeyler ön plana çıkıyor ve öyle şeylere özeniliyor. Ben severim marka giyinmeyi, sonuçta marka demek kesimin kumaşın kaliteli olması demek ve giydiğin şeylere güvenmek demek. Ama dediğin gibi gözüne sokarcasına markasının kocaman yazdığı şeyleri de inanılmaz itici buluyorum. Yani marka olmalı ama ufacık bir ayrıntıdan anlaşılmalı mümkünse 🙂 Onun dışından pasajlarda falan çok güzel şeyler oluyor, ben de oralardan güzel bi şey buldum mu çok seviniyorum. O tarz ufak dükkanlardan alınan eşyaların ayrı bir havası oluyor sanki. Bu da benim hoşuma gidiyor. Yorumum biraz uzun oldu ama napayım konu güzeldi 🙂

    Beğen

  4. Çok da iyi oldu uzun olduğu gerçekten merak ediyorum çünkü insanların düşüncelerini 🙂 Bende tam olarak bunu söylemek istemiştim, benim de her zaman ilk baktığım yerler marka yerler olur genelde kaliteli aldığın için uzun ömürlü oluyorlar ama gözüne sokucak kadar büyük DAMGAlı şeyleri hiç sevmiyorum.. Ama Chanel bir istisna benim için belirtmeliyim bunu 🙂

    Beğen

  5. leyla says

    bu postun çok çelişkili olmuş bikaç post öncesindeki atkına bakarsan ne demek istediğimi anlarsın atkın gerçek olmasa bile burberry olduğunu modayla ilgilenen ilgilenmeyen herkes bilir

    Beğen

  6. Valla Z’cim güzel konu ve sanıyorum herkesi birşeyler söyleyebileceği bir konu işlemişssin bugun.Benim de gençkene marka takındım vardı,ama büyüyünce reklamcı oldum ve markaları bizlerin yarattığını keşfettim.Sonuçta kalitesiz bir malı da süper pazarlayabilir,sattırabiliriz.buna bir çok örnekleme yapılabilir.Kısacası aşmak lazım diye düşünüyorum marka takıntısını.

    Beğen

  7. aaaa ilkokul 5 te basladi benim marka takintim orta okulda markasiz kiyafetim yoktu lisede daha cok azaldi marka sevdam ama yinede severdim marka giyinmeyi.Halada seviyorum ama marka giyiniyim dye bir takintim yok terkos dan atlas tan aldigim hatta pazardan aldigim seylerde marka zaten.cogu unlu markas zaten tr de yapildigi icin ihrac fazlalari oluyr etiketleri kesik bile olsa anliyorum.Bence artik eskisi gibi aptalca magzalarindan almiyoruz ucuz ama kaliteli sey almayi ogrendik=)

    Beğen

  8. yazına önce çok güldüm, sonra ağlamaklı oldum. lise ve ortaokul hayatım boyunca o markalara, tophane alışverişlerine vs harcadığım zamanı, eforu derslerime harcasaydım filozof falan olmuştum heralde. şimdi üzeri logolu vs markalı hediye gelirse bile gidip logosuzuyla değiştiriyorum. o derece baymışım gösterişten. ama dediğin doğru ki iyi ki o yaşlarda bunları yaşayıp doymuşum. “şu an o kafada olsam” diye düşündüğüm an tüylerim diken diken oluyo.

    Beğen

  9. Benim de ortaokulda Cat bot takıntım vardı. Delirmiştim alana kadar:) Şimdi 13. senesinde ve hala taş gibi. Bazen sırf marka diye aldığımız şeyler bize yol,su,elektrik olarak geri dönüyor. Cat takıntım bana sapasağlam botlar kazandırdı:)

    Beğen

  10. Itır: Çok haklısın kesinlikle onları marka biz yapıyoruz, iş biraz pazarlamada..Be: Benimde ortaokulda feciydi deli gibi tüm dolabım markaydı, ne gerek varmış o yaşta..Clara: Aynen işte, bende o kadar doymuşumki elime gelirse bırakıyorum hemen 🙂 Beetlejuice: Hehe tabi canım öyle, benim Timberlandlerim de taş gibi. Kar-kış demeden dayandılar hala da giyerim kar tatiline falan gidersem 🙂

    Beğen

  11. Benim hic cat botum olmadi aksine ben Harleylere tutkundum hala da oyleyim ama artik giyemiyorum burda herkes bir tuhaf bakiyor.Marka olayina gelincede hersey marka degil yakissin yeter.

    Beğen

  12. Marka giyinme tutkusu bence de yeni yetmelikte herkesin başına gelen birşey. Sonraki yıllarda ya daha mantıklı bir şekil alıyor ya da mantıksızca marka giyinmeye devam ediliyor.Kıyafette kaliteli diye düşündüğümüz markaların maalesef dikiş ve kumaş kaliteleri çok iyi değil maalesef. Tabi ki Beymen’den falan bahsetmiyorum. Ben dışarı çıktığımda biriyle aynı kıyafeti, çantayı kullanmış olmaktan hoşlanmayan biri olarak daha farklı şeyler arayışındayım her zaman. LV için konuşursam gidip monogramı almam mesela, daha farklı bir modeli olmalı herkeste olmayan ve taklidi yapılmayan.Bir de güzel giyinmenin marka giyinmekle hiçbir alakası olmadığını düşünüyorum. Zevk lazım…

    Beğen

  13. Lacheen: Çok katılıyorum söylediklerine. Bir de sen müthiş şeyler tasarlayıp dikiyorsun, benim de öyle bir yeteneğimin olmasını çok isterdim. Senin için çok güzel bir avantaj bence 🙂AskinAy: Canıım çok teşekkür ederim, çok iyisin, inşallah 🙂

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s